COVID-19 Tedavisinde yeni bir Antiviral: Molnupiravir
COVID-19 Tedavisinde yeni bir Antiviral: Molnupiravir

COVID-19 ile Mücadelede Nasıl bir Fark Yaratabilir?

Pandeminin 18. ayına girdiğimiz şu günlerde COVID-19 halen dünya genelinde en önde gelen ölüm nedeni olmaya, hastaları ve ailelerini etkilemeye, sağlık sistemlerini zorlamaya devam ediyor. Pandeminin başından beri bilim insanlarının üzerinde çalıştığı iki önemli konu var: bağışıklık sağlayacak bir aşı ve virüsü durduracak bir ilaç. Zira toplumda iki doz aşısını olduğu halde hastalanan kişiler varken virüs mutasyona uğradıkça tedavide elde edilecek en ufak başarı bile önem taşıyor.   Bu nedenle aşılama çalışmaları yoğun bir şekilde sürerken bilim insanları bugüne kadar dünya çapında 4,5 milyon insanın ölümüne neden olan SARS-CoV-2 virüsüne karşı aşı, maske, mesafe ve hijyen uygulamalarının yarattığı etkiyi tamamlayacak yeni bir silah olarak enfeksiyonu önleyecek, iyileşme süresini kısaltacak, ev ortamında hastaneye gitmeye gerek kalmadan ağızdan kendi kendine kullanılabilecek, ucuz veya ücretsiz, kolaylıkla temin edilebilecek etkin bir antiviral geliştirme çabası içerisindeler.

Geliştirilecek böyle bir antiviral ilaç pandemiyle mücadelede önemli bir dönüm noktası olacak, sağlık sistemleri üzerindeki yükü belirgin olarak azaltacaktır. Bu çerçevede geçtiğimiz sene mayıs ayından beri bir şekilde umut verici bir ilaç adayı olarak aklımızın bir köşesinde duran molnupiravir üretici firmanın yeni açıklamaları ile tekrar gündeme geldi.  Nihai olarak molnupiravirin COVID'i hem tedavi etmek hem de önlemek için kullanılabileceği umuluyor.

Molnupiravir bir ribonükleosid analoğudur. Yani ilaç içeri girdikten sonra virüsün kendi kopyalarını yapması esnasında virüsün RNA’sındaki yapı taşlarından birinin yerine geçerek genetik materyalinde mutasyonların oluşmasına neden oluyor. Virüsün çoğalması sırasında genetiğinde meydana gelen bu hataların giderek birikmesiyle sonunda virüsün üremesi duruyor.

Esasen molnupiravirin bu kadar hızlı sunulabiliyor olmasının altında yatan etken COVID-19’a spesifik olarak geliştirilmemiş olması. İlk olarak 2013 yılında ABD’de Emory Üniversitesi’nde at encefalit virüsüne karşı geliştirilen EIDD-1931 olarak adlandırılan antiviral ilacın ön ilaç formu. EIDD-1931 ile yapılan önceki çalışmalar bu antiviral ilacın influenza, SARS CoV-1 ve MERS dahil birçok koronavirüse, respiratuar sinsityal virüs gibi çok sayıda RNA virüsüne etkili, geniş spektrumlu bir antiviral olduğunu göstermiş. EIDD-1931’in maymunlara ağız yoluyla verildiğinde çok hızlı bir şekilde metabolize olarak kısa sürede etkisini kaybettiği gösterildiğinden araştırmacılar EIDD-1931’i ağızdan kullanıma uygun inaktif ön ilaç haline dönüştürerek molnupiraviri geliştirmişler.

Kısaca EIDD-1931’in ön ilaç formu olan molnupiravir vücutta aktif ilaca dönüşerek etkisini gösteriyor ve yukarıda bahsedildiği üzere virüsün RNA'sında mutasyonların birikmesine neden olarak üremesini durduruyor. COVID-19 pandemisi ile SARS-CoV-2 virüsüne de etkili olduğu gösterilen molnupiravir, ağız yoluyla kullanılıyor olması, hızlı etki göstermesi ve enfeksiyonun erken döneminde evde kendi kendine kullanılabilir olması gibi sebeplerle önemli bir avantaj sağlıyor.

COVID-19 özelinde de farklı çalışmalar tamamlanmış durumda. İlacın geliştiricileri Merck ve Ridgeback Biotherapeutics firmalarının 18 yaş ve üzerindeki hafif-orta seyirli, semptomların ilk 5 günü içerisindeki 775 ayaktan COVID-19 enfeksiyonu olan hastada yürüttükleri faz 3 klinik çalışmasının (MOVe-OUT Study) ön sonuçları 1 Ekim, 2021’de açıklandı. Çalışmaya dahil edilen hastaların hepsinde altta yatan COVID-19 ile ağır klinik seyir ve kötü klinik sonlanım açısından en az bir risk faktörü söz konusuydu. Çalışmanın planlanmış ön sonuç analizinde ilacın bu hasta grubunda hastaneye yatış gereksinimi ve ölümü %50 oranında azalttığı gösterildi. Çalışmanın molnupiravir kolunda %7,3 (28/385) hastada hastaneye yatış gereksinimi veya ölüm gelişirken plasebo kolunda bu oran %14,1 (53/377) olarak saptandı. (Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,0012). İlaca bağlı yan etki görülme sıklığı molnupiravir alan grupta %12, plasebo grubunda %11 olarak benzer bulundu. Yan etki nedeniyle tedavisi kesilmek zorunda kalınan kişi sayısı plasebo grubunda (%3,4) molnupiravir alan gruptan (%1,3) daha fazlaydı. Çalışmaya dahil edilen hastaların %40’ında sekans analizi yapıldı. Molnupiravirin SARS-CoV-2’nin sık rastlanılan varyantlarına, Gama, Delta, Mu varyantlarına etkinliğinin tutarlı olduğu ve değişmediği gösterildi.

Merck ve Ridgeback Biotherapeutics Firmaları bu ön veriler ile COVID-19 enfeksiyonunun tedavisinde acil kullanım onayı almak için gerek Amerikan Gıda İlaç Dairesi’ne (FDA) gerekse dünya genelinde diğer sağlık otoritelerine başvurma hazırlığı içerisindeler.

Diğer taraftan ilacın 18 yaş ve üzerindeki kişilerde bu sefer temas sonrasında semptomatik hastalık gelişiminin önlenmesindeki etkinlik ve güvenilirliğinin değerlendirileceği faz 3 çalışması da (MOVe-AHEAD Study) başlatılmış durumda. Çalışma global, pasebo kontrollü, çift kör, çok merkezli bir çalışma olarak yürütülüyor. Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Fransa, Guatemala, Macaristan, Japonya, Meksiko, Peru, Filipinler, Romanya, Rusya, Güney Afrika, İspanya, Ukrayna, Amerika Birleşik Devletleri ve ülkemizde eş zamanlı olarak yürütülmekte. Çalışmanın primer sonlanım noktası olarak 14 günlük süre sonunda laboratuvar olarak kanıtlanmış semptomatik COVID-19 gelişenlerin yüzdesi, yan etki gelişenlerin ve yan etki nedeniyle tedavi kesilmek zorunda kalınanların yüzdelerinin hesaplanması hedefleniyor.

Zira daha önce hayvan çalışmalarında molnupiravirin dağ gelinciklerinde SARS-CoV-2 virüsünün bu şekilde yayılımını önlediği gösterilmiş durumda. İlk etapta ilacın ayaktan 202 COVID-19 hastası üzerinde denendiği erken çalışmasında, nazofarengeal viral klerensi hızlandırdığı ve viral yükü düşürdüğü, iyi tolere edildiği ve güvenilir olduğu gösterilmişti. Sonuçları 2021 Avrupa Enfeksiyon Hastalıkları Kongresi’nde sunulan bu çalışmanın sonuçları ilacın hem tedavide hem de enfeksiyonun yayılımının engellenmesinde etkili olacağı yönünde.

Sonuç olarak mevcut veri, molnupiravirin virüsün azaltılmasında ve tedavisinde oldukça etkin olmasının yanı sıra bulaştırıcılığını da azaltacağını göstermektedir. Hastane dışında kendi kendine uygulanabileceğinden ve enfeksiyonun erken evrelerinde kolaylıkla kullanılabileceğinden dolayı oldukça büyük bir potansiyel vadetmektedir.

Virüsün yayılmasını kontrol etmek için aşılar ve fiziksel önlemler, COVID yönetimi için hala birincil taktikler olacaktır, ancak bu ilaç her ikisini de tamamlayabilir.

https://theconversation.com/a-new-oral-antiviral-drug-for-covid-is-being-tested-in-humans-can-it-make-a-difference-167865

https://www.jbc.org/article/S0021-9258(21)00563-9/fulltext

https://www.merck.com/news/interim-results-from-phase-2-3-studies-of-molnupiravir-an-investigational-oral-antiviral-therapeutic-for-mild-to-moderate-covid-19-presented-at-the-european-congress-of-clinical-microbiology-i/

https://www.merck.com/news/merck-and-ridgeback-biotherapeutics-announce-initiation-of-pivotal-phase-3-move-ahead-study-evaluating-molnupiravir-for-post-exposure-prophylaxis-of-covid-19-infection/

https://www.merck.com/news/merck-and-ridgebacks-investigational-oral-antiviral-molnupiravir-reduced-the-risk-of-hospitalization-or-death-by-approximately-50-percent-compared-to-placebo-for-patients-with-mild-or-moderat/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7553153/

Her hakkı saklıdır © DÜZEN SAĞLIK GRUBU POLİKLİNİĞİ
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Mah. 2400 Cad. No: 2 Çayyolu-Çankaya/ANKARA Tel: (0312) 240 02 22 Faks: (0312) 240 07 72